Bilinç Dibi

Güneş ortalıkta yok. Çığlıklar. Kalabalık. Harekete davet eden bir müzik. Yanıp sönen ışıklar. Bir lunaparktayım.

Cebimde olan paranın tümünü harcadım ama binmek istediğim şeylerin tümüne binemedim. Yürüdüm. Yalnızdım ama tanıdık yüzler görme ihtimalime inanıyordum. Bir kaç adım sonra, merhabam olan biriyle karşılaştım. Kollarının altında iki hanımefendi. Saatlerini dört yirmiye ayarlamışlar.

Biraz daha ilerledim, kendimi dershanenin koridorunda buldum. Sınıftan çıkmış, katın çıkışına doğru ilerliyordum. Solda, aynı politik kişiden nefret ediyor oluşumuz sayesinde tanıdığım ve sevdiğim bir arkadaşım oturuyor. Onu selamladım ve sürdürdüm ilerlemeyi.

Kapıdan çıkamadım ancak ortam değişti. Otomobildeyim. Bu babamın 94 model otomobili. Yanımda B. var. Asfalttayız. Bir şeyden kaçıyor ya da bir şeye ulaşmaya çalışıyoruz. Aniden direksiyonu kırıyorum sağa ve aşağıya düşüyoruz. Baş aşağı. Korkuyorum, B. çığlıklar atıyor. Bense gülüyorum kahkahaya dönüşene dek. Yere baş aşağı düştüğümüzde, hiçbir zarar almıyoruz ve araç yerden sekip tekrar yükseliyor. Bu kez dört lastik üzerine düşüyor. B. şaşkın, ben de. Yakalamaya ya da kaçmaya çabalamayı sürdürüyoruz.