Kişisel Bir Aydınlanma

Gerek ses tonumun çatallı oluşu ve bunu çirkin buluşum, gerek ilgilendiğim ve konuşmaya değer bulduğum konuların geniş bir kısmının niş oluşu yüzünden kendimi dışarıya kapayıp, kendimi introvert olarak tanımlıyordum. Dolayısıyla reelde yeni tanıştığım kişilerin sesimi iğrenç bulacağına yönelik devasa bir endişeyle birlikte, "çok az insanın ilgilendiğim şeylere yönelik merakı, ilgisi var" gibisinden bir anksiyetem vardı. Bunda biraz deneyimlerimin de payı olmalı. Ancak şu son bir haftalık süreçte tabii neredeyse aralıksız biçimde ayık olmaktan ve evden kilometrelerce uzakta olmanın da etkisiyle, yeni tanıştığım insanlar beni feci bir biçimde çenesi düşük olarak nitelendirmiş olabilirler. Demek istediğim, kendimle ve dışarıdaki insanlarla alakalı negatif tanımlamalarımı sorguladım ve boş oldukları ortaya çıktı. Ne sesim kötüymüş, ne de konusmaya değer bulduğum şeyler o kadar nişmiş. Bu benim için muazzam bi keşif oldu ya, resmen kendimi tanıdım. Introvert olduğumu sanırken xxxl bir extrovert olduğum sonucuna vardım. Kendiyle yalnız kalmaktan korkan insanları neredeyse bilinçli olmaya başladığımdan beri küçümserdim. Iki gün önceyse arkadaşlarım uyurken sabah 7’de uyandım ve onlar uyanana kadar sıkıntıdan filtre kahveye dönüştüm. Sosyal olmaktan bu kadar korkmaya hiç gerek yokmuş ve sosyal kişilere eleştirilerim, kedinin uzanamadığı ciğeri boklamasından ibaretmiş. Bir de özgüven sorunum varmış galiba, onu da uğurladım. Ya resmen tüm auramı tertemiz bir bilgelik sarıp sarmalamış gibi hissediyorum, aşşşırı keyifliyim bu duruma. Oh be djdjd bir diğer aydınlanma olarak tanımladığım şey de şu oldu: kendimi de, içinde yaşadığım dünyayı da korkunç bir yükseklikte ciddiye alıyormuşum. Buna da gerek olmadığı bilgisi uyandı içimde. Bu kadar kasmaya ne gerek var ya, free yourself of your meaningless fears. Oh, yeni bireysel mottom satan’a millete hayırlı uğurlu olsun