Bir Tür Suikast
Uzakdoğuda, yoksul bir ülkedeydim. Oraya, bir iș için gitmiștim: Birini öldürecektim. Gece vakti evinin dıșında gizlenmiș ve kurbanımın evine girmesini beklemiștim. Eve girișinden kısa bir süre sonra ben de eve girdim. Evi kirliydi. Söylemek istediğim, evi bok götürüyordu. Belki de onu öldürmeyi bu yüzden istemiș olabilirim. Her yer iğrenç kokuyordu. Alınalı yıllar olmuș, ince, çirkin ve koyu yeșil halıları vardı ama sigara külleri ve bașka kimbilir nelerin pisliklerinden grileșmiști. Dubleks bir evdi.
Onu üst katta, banyoda buldum. Elimde silah olabilecek bir nesne yoktu. Boğazına sarıldım ve aynı anda bir şüpheye kapıldım. Onu ellerimle nefessiz bırakıyor, aynı zamanda da kendimi ve yaptığım işi sorguluyordum. Bana acınası gözlerle bakıyordu. Bu tavırdan iğrenmiştim. Kendini acınası göstermek deli saçmasıydı. Bu sayede, şüphelerimden arındım ve onu öldürdüm.
Kendimi birdenbire yine kendi ülkemde buldum. Ancak sürekli bir endișe halindeydim. Orada, kendimle ilgili bir kanıt bırakmıș mıydım? Neden hatırlamıyorum, neden? Orada kesinlikle kimliğimi ortaya çıkaracak bir kanıt bırakmıștım. Bu endişe beni inanılmaz rahatsız etti.
Kendimi yine birdenbire o evde buldum. Ama içime birdenbire düşen bilgiye göre, aradan yıllar geçmişti. Evde deli gibi davranmaya bașladım. Korkunç bir telaș, tüm varlığıma hükmediyordu. Tüm odalara baktıktan sonra, onu öldürdüğüm odaya, banyoya gittim. Orada cesedini bulmayı beklemiyordum. Kapı yarı aralıktı. İçeri girdiğimde, kan beynime sıçradı: Kırık fayansların boșlukları, tavan, paslı küvet, kurumuș kan lekeleriyle doluydu. Ben bu hedefi kansız öldürmemiș miydim? Tüm bu kan lekeleri de neyin nesi diye düşünürken, öksürmeye bașladım. Gayri ihtiyari, elimi ağzıma götürdüm. Elime baktığımda, benek benek kan lekeleri gördüm. Aman tanrım! Bu kanlar, bana ait olabilirler miydi?
Dengemi kaybettim ve düşmemek için, kana bulanmıș çirkin bir modeli olan o fayanslara dokundum avcumun içiyle. Görüşüm, netliğini kaybetti ve duvarlara tutunarak merdivenlere yürümeye bașladım. Öksürmeye devam ediyordum. Her saniye daha dip demekti.
Merdivenlerin bașına kadar güçlükle ulaștıktan sonra onu gördüm: Elinde standart boyutlarda bir balta ile bana bakıyor ve sırıtıyordu. Öldürdüğüm o ince, bakımsız ve dağınık saçlı adam, bana bakıyor ve sırıtıyordu! Bu sahneyi gördükten sonra dengemi yitirdim ve basamaklara yığıldım. Bacaklarım yukarıda, gövdem ve bașım așağıda kalmıștı. Nefes almakta zorlanıyor ve hareket etme yetimi tamamen kaybetmiștim. Ağzımdan köpükler çıkmaya bașlamıștı ve baltalı adamın giderek yaklaşan kahkahalarını duyuyordum.