Rahibe Teresa (+18)
Uyarı: Bu kısa öykü grafik cinsellik içermektedir.
Rahibe Teresa gecenin ve sessizliğin ortasında kalmayı seviyordu. Kendini okşamak için en ideal saatlerdi. Terasa çıktı ve başrahip olmak üzere olan Papaz Nicholas’ı düşünmeye başladı. İsa’ya methiyeler düzen o ağız, nasıl da biçimliydi. Onunla aynı odanın içinde olduğunda, ıslanmasına karşı koyamıyordu. Papazın erkekliği had safhada olan o sert eklemli parmaklarının kendisine dokunması için neler vermezdi ki.
Teresa, rahibe entarisini seviyordu. Zira bacaklarını ayırıp eliyle bu entariyi dişiliğinin üzerinden kaldırması çok kolaydı. Yine öyle yaparak iç çamaşırının üzerinden dokundu, kadınlığına. Okşamaya başladı kasıklarındakini parmakuçlarıyla. Klitorisine uzanmadı hemen. Bir süre oyalandı etrafında. Rüzgarın uğultusu, gittikçe artıyordu sanki. Daha fazla bastırmaya başladı parmaklarını. Aşağı kaydırdı sonra, bekaretini kendi kendine kaybedeli yıllar olmuş girişine.
İnletmeye başladı kendisini. Göz kapakları kapanmıştı. Kendinden geçiyordu. Bu, ağır ağır da değil, hızlıca gerçekleşiyordu. Kendi inlemesinden duyamadı, terasın tahta kapısının açılışını ve rahibin ayak seslerini. Papaz Nicholas, çatarak kaşlarını öksürdü. Ancak Terasa, kendini okşamayı sürdürüyordu.
Rahibin kulakları, inleyişlerin arasından şu sesleri çekip çıkarabildi. “Ah, evet Nicholas, ERKEĞİM!” ve çok garip hissetti, kendini.
Nicholas, annesi koyu bir Katolik olan, babasız büyümüş bir erkek çocuğuydu. Annesine saygı ve sevgi beslerdi. Annesinin sözünden, bilinçli olarak hiç çıkmamıştı. H i ç. Yalnızca, yatak ıslatmaları olurdu. Gençliğinde cinselliğini özgürce keşfeden arkadaşları olmuştu. Ona bunu içtenlikle önerenler. Bir de onunla bir bakir olmayı sürdürdüğü için alay edenler. Nicholas, bu zamanlarda annesinin bir öğütüyle kendini iyi hissederdi: “Anlık bir zevk, genel bir ruh temizliğinden asla daha iyi olamaz evladım.”
Ama şimdi, yıllardır İsa’ya hizmetlerini gözlemlediği sisterlarından olan Terasa, karşısında bacaklarını iki yana açıp kendini okşarken ve kendi ismini sayıklarken, annesini pek de anımsayamıyordu, bakir Nicholas. Kararını verdi:
Sister’ın yanına usulca yanaştı, üzerine eğildi ve eliyle çenesini tutup sert bir öpücük kondurdu dudaklarına. Terasa, çenesinde dokunuşu hissetti ve gözlerini açtı ancak gözlerini yummuş olan Rahip Nicholas’ı gördü. Şoke oldu, rahip kendisini ne kadar da güzel öpüyordu. Birkaç saniye kalakaldı. Daha sonra, o da karşılık vermeye başladı, kendini ve dudaklarını Nicholas’ın hakimiyetine bırakarak.
Nicholas Şeytanî filmlerden bildiği kadarıyla öpüyordu Terasa’yı. Gözlerini kapatarak ve dilini ağzının içine sokmaya çalışarak, acemice.
Terasa, daha kendine bile bu kararı itiraf etmemişken, sımsıkı tuttu erkekliğinden, rahip Nicholas’ın. Nicholas, inledi, ağzını ağzından çekip. Geriye çekildi ve kendisi tuttu, erkekliğini. Terasa, alt dudağını ısırdı, “Öz- özür dilerim.” Nicholas, “SENİ ŞEYTAN!” dedi ve hızlıca çekip çıkarttı cübbesini üzerinden ve hiç beklemeden, bindi üzerine Terasa’nın. Kalkmış ve acı içindeki penisini, klitorisinin oralara sokmaya çalışınca, Terasa uzandı, erekte penise ve biraz daha aşağıya doğru rehberlik etti.
Rahip, ilk girişinde Tanrı’nın Meryem’i becermiş olması gerektiğini düşündü, ikincisinde Tanrı’yı sorguladı, üçüncüde belirgin bir kin oluştu içinde ve dördüncüde ve beşinde, zihnindeki haçı tersine çevirdi ve geldikten sonra, yığıldı bedeni Terasa’nın üzerine.
Rahip, yalnızca boşalmamıştı. Prangalarından, kelepçelerinden ve özgürlüğünü kısıtlayanı da atmıştı dışarı spermleriyle birlikte. İnledi yeni Nicholas, bu büyük ve ilk gerçek orgazmıyla.