Say No More

"Evet, dediğin doğru." dedi toplum. "Geçmişteki hemen her bilimadamı, filozof ve sanatçı sosyal açıdan başarılı değiller ve parayı o kadar da umursamıyormuş. Ama inan bana, bu devirde yaşam zor, Sinthrone. Paraya ihtiyacın olacak. Okulunu okur, para kazanabiliceğin bi mesleğini eline alır, sonra yaparsın, felsefe ve edebiyatı. Seveceğin biriyle de tanışıp evlendiğinde, ona ve ileride olucak çocuklarına bakabilirsin, böylelikle."

"Ben, gelecek kurmakla ilgili bir planımın olması gerekmesine karşı çıkıyorum. Ezberleri, klişeleri, genellemeyi, sıradan olanı, unvan ya da mevki istemiyorum. Zorunlulukları sevmediğim gibi, sorumluluktan da nefret ediyorum. Saygı duyulmak, sahip olduğum paradan kaynaklı olacaksa, bundan nasıl haz alabilirim ki?

Diğer yandan, parayı tümüyle reddettiğimi söylemiyorum sana. Sigara, içki, haymod satın almak, internetimin parasını ödemenin yanında, belki arada bir bozulan kulaklık teki yüzünden kulaklık almam gerekmesi dışında, ihtiyacım olmayacak ki paraya? Daha fazlasıyla ilgilenmiyorum, gerçekten. Yeme içmeyi saymadım ama buna takılma, lütfen.

Ben iyi notlar alıyorken düz bir lisede, yalnızca saçlarıma ve sakallarıma karışıldığı,  tektipleştirilmeye çalışıldığım için liseyi bırakmış olanım. Dünyada olduğum süre boyunca, kalıpları ve önyargıları katledeceğim.

22'yim. Evet, yaşıtlarım üni'yi bitirdi ve bir kısmı işe başladı. Bazıları kpss kasarak memur oldu. Onlar 
benden daha fazla kazanabiliyor evet. Ama sana birşey söyleyeyim, onlarda bende olmayan bazı şey varsa, bende de onlarda olamayacak şeyler var: açık zihinlilik, özgürlük ve pragmatizm karşıtlığı. Paraya çokça sahip olup, onu kullanmasını bilmeyenleri gördüm milyarlarca kez. Bokumu atmayacağım insanlar ama zenginler. Evet, onlardan biri olmak için kendimi bunaltmayı reddediyorum. Bir filozofik zihin görür görmez, 'aa, felsefe mi okuyosun' diye düşünmekten öteye gidemeyenlerin kalıplarını yıkacağım. "Okumuyorum" diyeceğim, hayır, filozofik oluşun öğretilemeyeceğini söyleyeceğim onlara.

Ve evlilik, bunu düşünmüyorum. Eğer biriyle bi' bağım olacaksa, bunu devletin korumasına ihtiyacım yok. Aksini düşünen biriyle birlikte olmam. Büyük konuşuyorum evet. Ahmak korkulardan arınmaya çabalıyorum. Korkmuyorum. Ve bir de, bi boktan kalıp daha olan o ataerkilliği de sevmiyorum. Hiç sevmiyorum. Anaerkil dönemleri özletiyor bana, kitapların kokuları. Eve bakmak mı? Neden ben bakıyorum eve? Böyle gelmiş, böyle mi gidecek? Bu klişe lafların cenazesini kaçırdınız, kendisi bi' 666 yıl önce kaldırıldı. Kadını küçümseyen, aşağı gören bir algım yok benim. Aksine, eşitliğin de ötesinde onlar erkeklerden üstün.

Çocuk yapmak mı? Gerçekten? Bu bok dünyasına bi' insan daha getiren olmak mı? Hiç sanmıyorum, başka bi' zamanda yasıyor olsaydım belki. Ama şu an, gerçekten isteyebileceğim bir şey değil bu.

Kendimim ben, toplum. Sevmiyorum seni ve geleneklerini, önsorgusuzluğunu.

Buraya kadar, daha cok yapmayacaklarımdan bahsettim, peki ya yapacaklarım? Bunlar neler mi? Listen, then.

Plaklarımı ve bi kaç giysimi sokuşturucam sırt çantama ve İstanbul'a geçicem. Muhtemelen, bi' ay kadar ucuz motellerde ve arkadaş evlerinde geceliycem. Beni paklıycak, bana yaşayabileceğim kadar para bırakan bi iş bulucam. Web design'da iyiyim, İngilizce metinleri çevirebilirim ve bi kaç şey daha. Sonra, bu yaşamı süreklileştirmek. Az paralı ama özgür birey olmak. Kendim olmak, tamamiyle. Kısa bi' süre, çok kısa bi' süre sonra toplum, artık bu bok şehrinde olmayacağım."

"Iyi de" dedi toplum, "sandığın kadar kolay değil büyük şehirde yaşamak. Her şeyi tozpembe görüyosun ve dar bi açıdan bakıyosun. Bence, her şeyden önce okulun.. HEY... NOLUYOR BANA! ?!"

Toplum, olduğundan da küçülmeye başladı. Gittikçe minikleşti ve küçülmeyi durdurduğunda, onu eline aldı Sinthrone ve kültablasındaki küllerin arasına bıraktı ve bunun güzel olduğunu gördü.